Hata mesajı

Notice: include() (/home/udhvkcpexl44/public_html/guneyegiderken.com/sites/all/themes/mxblog/tpl/views-view-fields---mxblog-block-section-content--block-single-post-meta.tpl.php dosyasının 40 satırı) içinde Undefined property: stdClass::$node_counter_totalcount.

Uçakta bisiklet taşımak düşünüldüğü kadar zor değil. Aslında her şey kutuyu büyük bagaj alanına teslim edene kadar. O an'ı atlattığınızda hem fiziksel, hem de psikolojik olarak ağır bir yükten kurtuluyorsunuz. Gerçi bisiklet sizden ayrılınca da "Acaba verdiğim gibi sağlam bir şekilde alabilecek miyim?" sorusu kafanızı kurcalayabilir ama sakin olmak ve adım adım düşünmekte fayda var. Şu ana kadar 9-10 kez bisikletle uçağa binip seyahat ettiğimi düşünürsek tecrübe edindikçe işlerin kolaylaştığını söyleyebilirim.

Gidon çantasını ve Ortlieb çantalardan bir tanesini bisiklet kutusuna koyup evin önüne çıkardım. Özgür'ün gelip beni almasını ve havaalanına bırakmasını bekliyorum.

Özgür'e "Oradan mı gitsek, buradan mı gitsek, başka yol var mı?" diye sorarken adam "Abicim sakin ol, yetişiriz" modunda. Yarın arife günü olduğu için yollar kalabalık. Ramazan Bayramı'na girmeden önceki Cumartesi günündeyiz. Havaalanına yakınlığımı harita üzerinden kontrol ederken bir yandan da saate bakıyorum. Memleketin dört bir yanında bombalar patlayınca havaalanı taraflarında güvenlik konrtollerinin artmış olduğunu gördüm. Aklımdan neler geçiyor tabii. Aracı durdursalar, kutuda ne var deyip açsalar vs. otur uğraş bir de bununla. Velhasıl herhangi bir süpriz yaşamadan havaalanına girdik. Özgür'le vedalaştım. Hava sıcak, geç kalma stresi falan derken biraz olsun rahatladım. Kutuyu yüklenip girdim içeri.

Önce bilet işini aradan çıkaralım.

THY ofisine gidip bisiklet için ekstra ücreti ödedim. Yurtdışı çıkış harcını ödeyip pulumu aldım (Bkz: Dünyanın en saçma prosedürü). THY yurtdışı uçuşları için 30 Euro alıyor (Bkz: Dünyanın en saçma ikinci prosedürü). Şimdi benim diğer yolcular gibi bagajım yok. Sadece bisikletim var. Kutu içerisinde durduğu için bisiklet parçası demek daha doğru olur. Yani bisiklet olmamasının sebebi direkt kullanılacak halde olmaması. Bu durumda bisiklet olarak değil, bagaj olarak geçmesi lazım ama prosedür böyle. 

Bandı yapıştırıp "Şimdi bunu götürüp ilerdeki konteynıra bırakın" dediler. Burada biraz karşılaştırma yapayım. Kopenhag dönüşünde büyük bagaj alanına götürüp görevliye teslim etmiştim. Tiran'da ise büyük bagaj alanına bıraktım ve bir şeyler alıp karnımı doyurmak için uzak bir yere oturdum. Biraz tıkındıktan sonra havaalanı görevlisi geldi ve bagajın yanına gidip orada beklememi söyledi. "E koyduk ya oraya" dediysem bile anlaşamadık. Kutuyu bırakmamın yeterli olmadığını ve bagaj işlemleri için diğer görevli gelinceye kutunun başında beklemem gerektiğini anlattı Objektif bakınca kısmen doğru olsa da halihazırda  oraya bir adam dikseniz daha iyi olurdu.

Çantaları yanıma alıp bagajı araca koydum. Tabii görevli olmayınca birisi gelip benim bisikletin üzerine bir şeyler koyacak diye tedirgin olmamak elde değil. Şu fotoğraftakilerin rahatlığı keşke bende de olsa. Neyse en zor kısmı atlattım ve çantaları sırtlayıp pasaport kontrol noktasına doğru ilerledim. Gayet rahat bir şekilde takılırken çıkış kapısının çok uzakta olması nedeniyle gitsem iyi olacak diye düşünüp yürümeye başladım. Sonrasında da bildiğin koşmaya! Böyle durumlar insana iyi tecrübe oluyor. Kapıların kapanmasına 3-5 dakika kala yetişip perona gidecek otobüse bindim ve artık uçağa doğru yol alıyoruz.

Ve uçaktayım. Koridor tarafında oturuyorum. Yanımda da Bosnalı bir aile var. Yolculuk 2-2.5 saat arası sürdü ama benim için çok daha uzun. Ailenin bebeği yolculuk süresince ağlamayı kesmedi diyebilirim. Adam sürekli kalkıp tuvalete ne bileyim hostesten bir şeyler istemeye falan gidince "İsterseniz siz bu tarafa geçin" dedim -ki benim de işime gelir cam kenarı- ama yok. Öyle böyle derken Saraybosna'ya indim.

güneyegiderken kullanıcısının resmi

Altan Demircan

Gezer, bisiklet sürer, araştırır, okur, kurcalar, bozar, çadırda uyur, balık tutar, bira içer, kedi sever