Hata mesajı

Notice: include() (/home/udhvkcpexl44/public_html/guneyegiderken.com/sites/all/themes/mxblog/tpl/views-view-fields---mxblog-block-section-content--block-single-post-meta.tpl.php dosyasının 40 satırı) içinde Undefined property: stdClass::$node_counter_totalcount.

"Az gittim uz gittim, dere tepe düz gittim." İsveç'in edebiyattaki karşılığı tam olarak bu. Stockholm zaten deniz seviyesinde bir şehir. Bisikletle farkında olmadan tırmandığım 100-150 metreleri saymazsak İsveç'in güneyi de aynı şekilde diyebiliriz. Çok yükselti olmaması şehir içinde bisiklet kullanımını arttıran etkenlerden birisi. Hollanda, Belçika, Danimarka gibi ülkeler için de aynı şey geçerli. Ülkenin her tarafında su kütlesi olunca balık tüketimi de bir hayli fazla oluyor.

Akşam yemeği için yenilecek yemeğe karar verildi. Balık. Balık olunca da tahmin edildiği gibi somon. Serap'ın siparişlerinin gelmesiyle beraber benim de merak ettiğim market ziyaretini gerçekleştirdik. Gittiğim yerlerde market gezmek bazen müze gezmekten daha zevkli. Sipariş dahilinde "Gelirken küçük yoğurt alın" da vardı. Bir kere Türk olarak ruhumuza işlemiş, küçük yoğurtsuz sipariş olamaz, olmamalı! Bir yandan süpermarketi dolaşıyoruz, bir yandan da Stockholm ve küçük yoğurdu zihnimde yan yana getirmeye çalışıyorum. Evet Türkiye'den geliyor ve ürün satışa hazır hale gelmeden önce elli tane denetimden geçtiği için tadı daha güzel ve yüksek olasılıkla daha sağlıklı. "Yoğurtla balık mı yenir?" gibi bir soru sormadan önce "Balık taze mi değil mi" diye sorun. İkinci sorunun cevabı evet ise yiyebilirsiniz.

Ve markete giriş yapıyoruz. Marketlerin girişinde çocukların yemesi için muz, elma, armut gibi meyveler var. Bunlar ücretsiz. İsveç'in genelinde böyle. Umarım bu manzaraları kendi ülkemizde de görürüz ama hayal etmesi bile zor.

Bizdeki tam buğdaylara, çavdarlara karşılık gelen ekmekler üstteki reyonda mevcut. 600 gr'lık ekmeğin fiyatı 36.95 SEK. Hemen çevirelim:15 Türk Lirası. Ekmek bizde ana besindir. Ekmek parası diye bir şey var yahu, pahalı.

120 gr'lık hindi jambonu 19.95 SEK (8 TL)

Ekmek bu kadar pahalıyken et fiyatları arasındaki sekans tam bir uçurum. Çok çeşit var. İster aynı ürünü (aynı ürüne yakın bir ürünü) uygun fiyata alabilirsiniz, isterseniz de kredi kartınızı teslim edip gidebilirsiniz. Bazı durumlarda dana eti tavuk etinden ucuz olabiliyor. Tavuk fiyatı ile ilgili bilgiler birkaç satır aşağıda ama fiyatı görmeden önce elinizi yüzünüzü yıkayıp kendinize gelin. 

Tavuk budunun kilosu 149 SEK yani 60 Türk Lirası. Tavuk hiç bu kadar değerli olmamıştı. Kalitesinden ziyade üretim kapasitesi ile ilgili olduğu aşikar.

İstiridyeye geeel vatandaaş!! Sol taraf 9 lira, sağ taraf 7 lira. Türkiye'de midye bol ama istiridyenin ticari satışı yok diye biliyorum.

Bir de tezgahta gözüme çarpan bir ayrıntı daha var. Çupranın kilosu 52 lira iken kalkan ailesinden olan pisi balığının kilosu 33 lira. Daha önce görmediğim için ne olduğunu çözemediğim değişik cinste balıklara da rastladım. İsveç coğrafi açıdan o kadar karışık bir yer ki, herhangi büyük bir su birikintisinin göl mü deniz mi olduğunu anlayamıyorsunuz. İç kısımlardaki çoğu yerde tatlı su ile tuzlu su karışıyor. Bu da popülasyon açısından çeşit sayısını arttırıyor.

"Kardeş bu nerenin somonu?" diye sorası geliyor insanın. Yalnız renge bak. En son bu rengi Kemer'in dağlarında alabalık yakaladığımda görmüştüm. Kuzdere'nin balıkları da büyümüştür şimdi...

Market alışverişini yapıp trene atlıyoruz. İndiğimiz yerde son birkaç şey daha alıp eve yürüyerek gidelim diyoruz. Fotoğrafta görüldüğü gibi İsveç'te göçmen sayısı bir hayli fazla. Ve gittikçe de artıyor. Bu başka bir yazının konusu olduğu için şimdilik atlayarak geçiyorum.

Trenden indikten sonra son kalanları almak için diğer markete giriyoruz. Burası biraz daha lokal bir market. Sebze-meyve reyonundayız. Birim olarak anlatmam gerekirse şu kadar marul 8 lira. 

Kavunun kilosu 12 lira, indirime girmiş üzümün ise 9 lira. İyi ki indirime girmiş.

Systembolaget kapanırsa bira almak için buraya geliyorsunuz. %3.5 alkol kimi memnun eder bilemem. Acil durumlar için başka seçenek yok.

Şeker mevzusunu kapatıyorum artık. Norveç'in fiyortları ne ise İsveç'in şeker reyonları da o.

Alışveriş faslını da bitirip evin yolunu tutuyoruz ama yorgunluk "Tamam gitmeyin artık, dinlenin" demeye başlıyor. Eve yaklaşırken günün son molası için durağımız Långbroparken. Evin yakınlarında kafa dinleyecek bir park olması güzel.

 
güneyegiderken kullanıcısının resmi

Altan Demircan

Gezer, bisiklet sürer, araştırır, okur, kurcalar, bozar, çadırda uyur, balık tutar, bira içer, kedi sever