Hata mesajı

Notice: include() (/home/udhvkcpexl44/public_html/guneyegiderken.com/sites/all/themes/mxblog/tpl/views-view-fields---mxblog-block-section-content--block-single-post-meta.tpl.php dosyasının 40 satırı) içinde Undefined property: stdClass::$node_counter_totalcount.

1. Gün - God morgon Stockholm

Uyuduğum yeri anlamamış olacağım ki "Nerdeyim lan ben?" diye uyandım. Şoku üzerimden atmamla beraber ilk yaptığım şey perdeyi aralamak oldu. İlk saniyeden huzuru hissetmek kadar güzel ne var? Kahvaltıda ilk söylediğim şey "Ya biz İstanbul'da camdan bakınca beton gören insanız"

Ailece kahvaltı yaptıktan sonra İlker'le Stockholm'e gidip gezme konusunda anlaşmaya vardık. Evden ayrılıp tren istasyonuna doğru yürümeye koyulduk. 

Evin hemen köşesinde bir kreş mevcut. Eee tabela nerde? "Bilmemne Teyze Kreş ve Anaokulu" yazmayan kreş. Kreş gibi kreş!

Bisikletlerin geçebilmesi için buton var bir de. Burası trafiğin yoğun olmadığı caddelerden birisi. Danimarka'da da her yerde var bunlardan. Aklıma Beşiktaş-Sarıyer arası bisiklet sürerken yol vermesi için arabanın kaputuna vurduğum, sonra da "Ne vuruyorsun lan?" cevabını aldığım anlar geliyor. 

Tren istasyonuna ulaşıyoruz. Rehberim İlker demir ağlarla örülmüş haritada "Bak biz buradayız" işareti yapıyor. Älvsjö'den trene bindikten sanırım bir yarım saat sonra Stockholm Merkez İstasyon'da iniyoruz.

Ve günün en çok merak ettiğim yerine yani Systembolaget'e geliyoruz. O gün itibariyle saat 15:00'e kadar açık olduğu için biralarımızı almak durumunda kalıyoruz. Ben burada biraları incelerken oyuncak dükkanına girmiş çocuk gibi kendimi kaybediyorum. Çantaya sığmayanları İlker'in çantaya atıp toplamda 6 birayla çıkıyorum ve toplam ödediğim tutar 42 Lira. İstanbul'da bir mekanda -bir mekanda dediğime bakmayın bir elin parmaklarını geçmez o mekan sayısı- Brewdog Zeitgeist içmeye çalışsan vereceğin ücret ortalama 30 Lira. Neyse fazla uzatmadan bu konuyu bitiriyorum. Zaten Systembolaget ile ilgili ilerki zamanlarda uzunca bir yazı yazacağım. 

Merkezde bulunan XXL Sport çok büyük bir spor mağazası. İçeride bütün sporlara ait giysi, malzeme, araç-gereç bulmak mümkün. Bisiklet reyonları da oldukça güzel. Ben de tura başlamadan önce ihtiyacım olan matara kafesi, su ısıtmak için hafif çaydanlık ve ocak kartuşunu buradan temin ettim. Eğer hava yolu ile yolculuk yapacaksanız gaz içerdiği için yanıcı/patlayıcı madde sınıfına giren ocak kartuşunu gittiğiniz ülkeden temin edin. Bagaj kontrolünden geçirmeniz pek olasılık dahilinde değil.

Kuzey ülkelerinde doğada yemek konusunda alternatifler bulmak mümkün. Türkiye'de pek karşılaşmadığım birkaç ürünün fotoğrafını aşağıda görebilirsiniz. Bu tarz besinler sadece spor mağazalarında değil süpermarketlerde de satılabiliyor. 

Olay şu şekilde cereyan ediyor. Kahveyi suya değil, suyu kahve poşedine boşaltıyorsunuz. Böylece bardak derdi ortadan kalkıyor.

Dana etinden balığa, tas kebabından pastırmaya kadar çeşitli ürünler mevcut. Besinler pişirilip vakumlanmış olduğu için sadece ısıtmak yeterli oluyor. İhtiyaç olursa yol üzerinde alırım diye düşündüğüm için tercih etmedim. İyi ki de tercih etmemişim çünkü çaydanlık ve kartuşu kullanma fırsatım olmadı. Sonraki yazılarda üzülerek nedenini anlatacağım.

Mağazadan çıktıktan sonra Stockholm'ün ilk yerleşim birimi olan Gamla Stan'a yani sözlük anlamıyla eski şehire doğru yol alıyoruz.

güneyegiderken kullanıcısının resmi

Altan Demircan

Gezer, bisiklet sürer, araştırır, okur, kurcalar, bozar, çadırda uyur, balık tutar, bira içer, kedi sever